Yazar: Ulf Stark, Resimler: Ann-Cathrine Sigrid Stahlberg (2013 STRÖVA)

Ben ormanların kralının Aslan olduğunu sanırdım bu yaşıma kadar. Gördüm ki farklı coğrafyaların farklı orman kralları varmış.
Kral Geyik Yazar Ulf Stark’ın çok güzel kitaplarından biri. Başrol kahramanımız Geyik nasıl Kral olacağını bilemiyor, kendine özgüveni yok. Oysa ki tüm erkek geyikler gibi kral olmak zorunda. Üzgün bir ruh haliyle ormanda yürüyüş yapıyorken karşılaştığı orman hayvanlarının gündelik problemlerini çözmelerine farkında olmadan yardımcı oluyor.
Orman hayvanları zorlandıkları konuları dile getirdiklerinde Geyik problemi onların kendi başlarına çözmeleri gerektiğini söylüyor. Orman hayvanları geyiğin mevcut farklı yeteneklerini kullanmasını teşvik ederek kendi problemlerini çözmeye geyiğin katkı vermesini sağlıyorlar. Hatta küçük domuzun çiftlikten kaçışı, kaçış öncesi gece kırık çitin özgür tarafında sadece başını çıkararak yaban hayatına dair rüya görmesi ve ormana kaçışı çok anlamlı. Kitabın sonunda ormanın kralı elbette “Kral Geyik”, özgüvenini kazanıyor ve gururlanıyor. Dilimize çevirisi olmayan bu kitaptan kesitleri kendi dilim döndüğünce aşağıda iletiyorum.
Kapak resminde Kral Geyik, Huş ağacına “Birch Tree” yaslanarak dinlenmektedir. Burada kendi yolunu bulmakta zorlanan, nasıl kral olacağı konusunda kaygılanan, yarın hayatına yeni bir başlangıç yapmayı planlayan geyiğin o gece huş ağacına yaslanarak uyuması dinlenmesi yaratıcı yazar Ulf Stark’ın okuyucularına ince bir esprisi olmalı.
Yazar Dani RHYS’ nin web sayfasında “Huş ağacı sembolizmi” “Symbolism of the Birch Tree” başlıklı yazısını beğenerek okudum. bağlatısını burada iletiyorum https://symbolsage.com/symbolism-of-the-birch-tree/
Tıbbi iyileştirici özellikler / Dayanıklı ve Öncü Ağaç / Her ortama uyum sağlayabilir, Zorlu koşullarda büyüyebilir / Güçlüdür, Dirençlidir/ Koruyucu – Rehberlik edici / İyi – şans getirici olması ve Yeni Başlangıçları simgelemesi /
Yazar Dani Rhys’nin Huş ağacı sembolizmi yazısından bazı kesitleri ayrıca aşağıda burada iletmek isterim. Keyifli okumalar
#kralgeyik #ulfstark
#kralgeyik #ulfstark #kingelk #dunyacocukedebiyati @dunyacocukedebiyat
—————————————————————————————–
Geyik su kenarında su içerek durdu. Aniden bir karga uçtu. Merak etti “Neden üzgünsün, uzun burun?” diye sordu. “çünkü ben asla yapamayacağım”.
“Neyi ?”
“Ormanların Kralı olmayı”
“Ormanın kralı ol. Tüm erkek geyikler kral olmak zorunda. Sen uçabilirsin. Ama ben ne yapabilirim?”
“Bu işe yarayacak” dedi karga. “ama ben yeni bir yuva yapmayı nasıl bitireceğimi merak ediyorum. Eskisi dağıldı”
“Bunu kendin halletmek zorunda kalacaksın” dedi geyik. Yürürken bir çam ağacından birkaç kuru dal silkti. Hemen karga onları aldı ve inşa etmeye başladı. Geyik bunu görmedi ama kirpi bir çalının arkasından dışarı baktı.

Biraz sonra geyik tavşana rastladı."Diyorum ki, çok mutsuz görünüyorsun" dedi tavşan. "Ben" dedi geyik. "fakat sen değil, sen çok uzun bir mesafe atlayabilirsin. Ama ben yapamam. Ben nasıl kral olabilirim?" "iyi olacak" dedi tavşan."Ben geç kaldım, gölün karşı tarafındaki yuvama geri döneceğim . Tüm yol boyunca zıplayamam. Ne yapacağım ?" "Bunu kendin halletmek zorunda kalacaksın" dedi geyik. "Ben yüzmeye gidiyorum. İstersen benim sırtıma oturabilirsin ve bu konuyu düşünebilirsin". Geyik yüzerek uzaklaşırken Tavşan geyiğin boynuzlarına arasına oturdu. Diğer tarafa geçtiklerinde tavşan mutlu bir şekilde zıpladı. "Teşekkür ederim" dedi tavşan. "Şimdi neredeyse evimdeyim". Geyik onu duymadı, ama Uğurböceği duydu.
Bir şarkı duyduğunda fazla uzaklaşmamıştı. Güzel bir şarkı ama çok hüzünlüydü.Çam ağacında oturmuş karakuş vardı."Oh, oh, oh ne kötü şans" şarkısını söyledi. "Evet kesinlikle " dedi geyik."Geyik olarak doğmuş olmam kötü şans. Sen çok güzel şarkı söylütorsun ve bu siğer hayvanları ağlatıyor. Fakat ben ne yapabilirim, ormanın kralı olmam gerekiyordu!" "Eminim ki herşey yolunda gidecek" Karakuş ağladı."Fakat benim bebeğim yere düştü, Ben ne yapacağım?" "Ben bilmiyorum" dedi geyik. "Üzgünüm ama sen kendin çalışmak zorundasın" Biraz sonra karakuş dedi ki:"Eminim sen aşağı eğilmekte çok iyisindir, değil mi?" Böylece geyik aşağı yere kadar eğildi. Küçük bebek kuş hızlıca geyiğin boynuzlarına tırmandı. Karakuş dedi ki "Eminim sen başını hızlıca yukarıya kaldırabiliryorsundur" Geyik başını yukarıya kaldırdığındabebek kuş gökyüzüne atıldı. Kanatlarını çırpmaya başladı, çırptı, çırptı.ve aniden uçuyordu! "Uçabiliyorum! Uçabiliyorum!" küçük bebek kuş cıvıl cıvıldı, mutluydu, gururluydu.Karakuş mutlulukla şakıdı. "Teşekkür ederim, Teşekkür ederim, sen benim yavrumu kurtardın" diye şakıdı karakuş." Bu benim değil, senin fikrindi" dedi geyik. Fakat biraz daha mutlu hissediyordu. ve tam orada, kayanın arkasında duran, herşeyi izleyen bir ayı vardı. Kısa bir süre sonra geyik, ağaçların arasında koşuşturan sincap ile karşılaştı.Geyik düşündü, onun gibi daldan dala atlayabildiğini hayal etti. Bu gerçekten çok kralca görünürdü."Neden bu kadar acelecisin?" diye meraklandı. "kış için bütün yemişleri zamanında toplayacağım, bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum". "Eğer tırmanacaksan sana yardım edebilirim" dedi geyik. "Fakat ben değil, sen kendi başına çalışmalısın" "Tamam o zaman. Ama sen başınla çok iyi toslayabilirsin. Oradaki ağaca tosla" Sincap kuyruğuyla fındık ağacını işaret etti. Geyik ağaca tosladığında, kuruyemişler yağmur gibi yere düştü."Oh, teşekkür ederim" dedi sincap."Sen bunda çok iyisin" "Ama bunu çözen sendin" dedi geyik. "Doğru, ama benim halletmem gerektiğini söyleyen sendin." dedi sincap. Şimdi geyik gülümsedi ve karınca yuvasının yanındaki binlerce karınca kahkaha attı. Geyik düşündü, belki ben tüm bunlardan sonra iyi olabilirim. Ormanın kenarındaki çiftlikte lezzetli atıştırmalık elmalar yetiştiğini biliyordu. O genelde gece veya sabahın erken saatlerinde oraya giderdi. Çünkü orada huzur ve sessizlik bulurdu. Ama bugün akşamın erken saatlerinde gitti. Tavuklar hala uyanıktı, ayaktaydı. Onlar oratmda etrafta dönüp duruyordu, bu yüzden üzerlerine basmadığından emin olmalıydı. Domuz da kendi küçük bahçesindeydi. Domuz homurdandı "Sen kimsin o zaman?" "Ben bir geyiğim" dedi geyik. "Ben ormandan geldim. Bira elma yemek için buradayım. Onlar o kadar lezzetli ki kral olmam gerektiğini unutuyorum" "Sen kral olmak istiyor musun?" "Evet, ama yapabilir miyim, bilmiyorum" "Peki, ben buradan dışarıya çıkamam. Ormanda domuzlar var mı?" "Evet var, onlara yabandomuzu denir" dedi geyik. "Ama ben hiç görmedim." "Ben yaban domuzu olmak isterim". Geyik lezzetli elmalardan yedi. Domuz vahşi ve özgür olmanın nasıl birşey olduğunu düşündü ve kendi küçük bahçesine kapanmamanın nasıl birşey olduğunu. "Eğer sen kralsan benim buradan çıkmama yardım edebilirsin" dedi domuz, geyik yemeğini bitirdiğinde. "Belki" dedi geyik. "ama bunu kendin halletmen gerekecek"dedi geyik. Domuz homurdandı ve kaşlarını çattı, derin düşüncelere dalmıştı. "Güzel güçlü bacakların var gibi görünüyorsun" dedi kız. "Gitmeden önce çite bir tekme atabilir misin?" "Ben de öyle tahmin ediyorum"dedi geyik ve çite o kadar sert tekme attı ki iki kalın kalas ortadan ikiye ayrıldı. "Teşekkür ederim" dedi domuz. "Bu senin fikrindi" dedi geyik. Domuz ahırındaki bütün sinekler kıkırdadı ve kanatlarını çırptı

Bütün o gece geyik etrafta dolaştı. Ay gökyüzünde gümüş bir elma gibi parlıyordu. Bir baykuşun ötüşünü duydu. Siyah yapraklar gibi ağaçların etrafında dönen yarasalar gördü. Yarın, diye düşündü. yarın diğer tüm hayvanlara onların kralı olamayacağımı söyleyeceğim. Her şeyi kendileri daha iyi halledebilirler. Sonra başını bir huş ağacına yaslayarak uyuyakaldı. (Bakınız kitap kapak resmi) Domuz ahırında kafası kapının dışında yatıyordu. Kara bulutlar yüzerek geçti. ama bazen ay gökyüzünde gümüş bir patates gibi çıkıyordu. Yarın diye düşündü, yarın kaçacağım. Ama içimde biraz yiyecek olmadan önce değil. Sonra uykuya daldı ve yaban domuzu sürüsüyle birlikte koştuğunu hayal etti. Tepelerden aşağı yuvarlandılar, çamurlu su birikintilerine atladılar ve etrafa sıçradılar. Ertesi gün kahvatıdan sonra domuz yola çıktı. "Bay bay küçük tavuklar" diye bağırdı. "Ben vahşi doğada yeni bir hayat yaşamaya gidiyorum".

Geyik bütün gün başı öne sarkmış halde kendi başına dolaştı.Herkesin ne kadar hayal kırıklığına uğrayacağını düşündü. Bahse girerim kral olmayacak ilk geyik benim, diye düşündü. Herkese nasıl söylemeliyim? Akşam bir şeyler içmek için göle gitti. Ormanın tüm hayvanları zaten oradaydı: karga, kirpi, tavşan, uğur böceği, karatavuk, ayı, sincap ve bin karınca ve gökten gelen tüm sinekler. "O geliyor" diye bağırdı tüm karıncalar. "Bizim yeni kralımız" diye bağırdı baykuş ve ayı. "Üzgünüm, ama ben kral olmak için yeterince iyi değilim" dedi geyik."İşleri kendinizin halletmesi daha iyi". "Mesele bu" dedi tüm hayvanlar."Daha iyi bir kral isteyemezdik. bizi dinle ve işleri kendimizin halletmesine izin ver. Bu şekilde her şey her zaman en iyisi olur." Geyik bunları işittiğinde, büyük gurur duydu. "Tamam öyleyse, bu budur" dedi, yere bir ön toynak damgaladı. ve ormandaki tüm hayvanlar alkışladı ve alkışladı. Taa ki bir fırçadan hüzünlü küçük bir "oink oink" duyana kadar. Bu domuzdu. Burnu dikenlerle kaplıydı. Ardıç çalısı yemeye çalışıyordu. "Bütün gün vahşi ve özgürdüm" dedi."Ama artık yeterli. Kendi oluğumu ve tavukları çok özledim.Fakat eve nasıl geri döneceğimi bilmiyorum" "Ben sana göstereceğim" dedi geyik. Bu yüzden büyük, asil adımlarla domuzun önüne geçti.Elma ağacının yanında veda etti. "Bay Bay Kral Geyik" dedi domuz. "Bay Bay" dedi geyik, domuz güvenle evindeyken. Ama uzunca bir süre domuz, tavuklara ormandaki çılgın özgürlük gününü ve sevgili arkadaşı, bilge ve popüler Kral Geyik'i anlattı. ve tavukların ne dediğini düşünüyorsun? "Gluk-gluk, gluk-gluk" dediler -----------------------------------------------------------------------

Kapak resminde Kral Geyik, Huş ağacına “Birch Tree” yaslanarak dinlenmektedir. Burada kendi yolunu bulmakta zorlanan, nasıl kral olacağı konusunda kaygılanan, yarın hayatına yeni bir başlangıç yapmayı planlayan geyiğin o gece huş ağacına yaslanarak uyuması dinlenmesi yaratıcı yazar Ulf Stark’ın okuyucularına ince bir esprisi olmalı.
Yazar Dani Rhys’ nin web sayfasında “Huş ağacı sembolizmi” “Symbolism of the Birch Tree” başlıklı yazısını beğenerek okudum. bağlatısını burada iletiyorum https://symbolsage.com/symbolism-of-the-birch-tree/
Yazar Dani Rhys’nin Huş ağacı sembolizmi yazısından bazı kesitleri burada iletmek isterim.
Huş ağacı Kuzey yarımküre ve Asya’da yetişen, tıbbi, iyileştirici özellikleri nedeniyle değerli, olumsuz koşullara dayanıklı, büyük buzul çağından sonra yeniden büyüyen ilk türler arasında olduğuna inanılan “Öncü Ağaç” olarak bilinir. Huş ağacının, kültürden kültüre değişen, kendisine atfedilen çeşitli anlamları ve sembolizmi vardır. Huş ağacının gövde kabuğu beyaz kağıtsı özelliktedir ve yüzyıllarca kağıt olarak kullanılmıştır.
Kızılderili kültüründe huş ağacı, rehberlik ve koruma ile güçlü bir şekilde ilişkilendirilir. Bir Ojibwa efsanesine göre, Winabojo adında bir çocuğu korur ve ona yol gösterir. Kelt mitolojisinde huş ağacı, yeni başlangıçları simgeleyen en kutsal ağaçlardan biri olarak kabul edilir. Ağaç, bol ve sağlıklı mahsul sağlamak için düzenlenen Kelt yeni başlangıçlar festivalini kutlamak için ateş yakmak için kullanılırmış. Huş ağaçları hayatta iyi şans sembolü olmuş. Yaz Ortası Arifesinde Keltler, kendilerini kötü talihsizliklere karşı koruma ve iyi şans getirme umuduyla kapılarının etrafına huş ağacı dalları asarlarmış. Efsaneye göre Huş ağacı, gölgesi altında dinlenen yaralı prensi iyileştirmiştir. Rusya gibi bazı ülkelerde çocuğa iyi şans getireceği düşünülerek her yenidoğan bebek için huş ağacı dikilirmiş. Rusya’nın ulusal ağacı olarak kabul edilirmiş.
Huş ağaçları güçlü ve dirençlidir, zarar görmüş ve yok edilmiş (örenğin orman yangını gibi) arazilerde hızlıca yetişebilirler, bu nedenle Öncü Ağaçlar olarak adlandırılırlar. Hayatta bir şey kaybeden biri için huş ağacının, kaybettiklerinden çok daha iyi bir şey alacağının bir işareti olduğuna inanılır. Huş ağacı her ortama uyum sağlayabilir ve zorlu koşullarda büyüyebilir, bu nedenle uyum sağlamanın sembolü olarak görülür. Aynı zamanda hızlı büyür ve yaygın hastalıklara karşı nispeten bağışıktır. Genellikle ağacın hayatta risk almanın, yeni şeyler denemenin ve tatsız durumlarla başa çıkmayı öğrenmenin önemli olduğunun bir işareti olduğuna inanılır.
Slav kültüründe huş ağacı kadınlığı, kadınlar için mutluluğu ve bereketi temsil eder. Bu sembolizm, mehtaplı bir gecede gölden oyun oynamak için çıkan altın saçlı bir denizkızını anlatan eski bir Slav masalı ile ilişkilendirilir. Hava çok soğuk olduğu için yakınlarda bulduğu bir kulübeye girdi. Çevresinden tamamen habersizdi ve güneş tanrısının gündüzü yanında getirdiğinin farkında değildi.
Güneş tanrısı, denizkızının güzelliğinden etkilenmiş ve ona aşık olmuş. Onu etkilemeye çalışmasına rağmen, deniz kızı onun ilerlemelerini reddetti ve ondan kaçmaya çalıştı. Ancak, kaçmayı imkansız hale getirerek ona tutundu. Deniz kızı ağlamaya başladı ve gözyaşları yere düşerken güzel, narin bir ağaç büyümeye başladı. Deniz kızı güzel bir beyaz huş ağacına dönüştü.
Bugün, huş ağacı ‘Ormanın Hanımı’ olarak bilinir ve dişil enerjilerle güçlü çağrışımlara sahiptir.
(Yazar Dani Rhys’ nin web sayfasında “Huş ağacı sembolizmi” “Symbolism of the Birch Tree” başlıklı yazısından: https://symbolsage.com/symbolism-of-the-birch-tree/ )
